Doğumdan sonra, bebeğin anne kucağına, ilk verildiği an herhalde bir kadının unutamayacağı anlarından biridir. Kısaca değişen yaşamın ilk karesi. Hele hele kucağa alınan çocuk ilk çocuksa… Birçok anne-baba değişen rollerinin ilk günlerini; şaşkınlık, ne yapacağını bilememe ve farklı bir mutluluk olarak tanımlar. Uyurken bebeği seyrettiklerini, nefes alıyor mu diye kaygılanıp başında beklediklerini, kucaklarında nasıl tutacaklarını bilememelerini…

Herhalde ilk zorluk; annenin de bebeğinde tahmini 9 ay gibi uzunca bir süreden sonra değişen hayatlarına alışmak, kabullenmek ve buna göre yaşamaktır. Annenin bu dönemde hem psikolojik hem de fizyolojik sıkıntıları olabilmektedir. Dokuz ay içinde olan canlı birdenbire, yani bir operasyonla içinden alınmıştır. Özellikle erken doğum yani beklenmedik zamanlardaki doğumlarda anne bu yoksunluğu daha fazla hisseder. Çünkü anneni yaşayacağı değişiklik ani olmuştur. Bebek için ise yaşanan dünya 9 aydır varolduğu yerden çok daha farklıdır. Çevresinde uyaranlar vardır. Artık kendisi nefes alır ve kendisi beslenme ihtiyacını hisseder.

Bu dönemde bebeğin yaşadıklarına ve 2 yaşına kadar gelişimine bakarsak;

Bir bebeğin doğum ağırlığı ortalama 3,500 gramdır. Boy konusunda ortalama bir uzunluk söylemenin yanlış olacağı ifade edilse de 50 cm. civarlarında olduğunu söylemek mümkündür. Bir bebek, ayda 500-700 gr. kilo almalıdır. Yetersiz ve dengesiz beslenme, ateşli hastalıklar, büyüme ve gelişmeyi yavaşlatır. Bebeğin ilk altı ayında annenin sütü ile beslenmesi gereklidir.

Bebek doğumla birlikte duymakta, görmekte, hissetmekte ve her an öğrenmektedir. Bu bilgi bize onun çoğu zaman birey olduğunu unutmamızı engelleyen bilgi niteliğini taşıyabilir mi? Bence taşımalıdır. Yeni doğan bebek kendine yaklaştırılan oyuncakları, nesneleri görebilir. Fakat 2-4 aylık olmadan nesneleri net bir şekilde göremez. . 3 aylık olduğunda %20 netlikte, 6 aylıkken daha fazla netleşir ve 12 aylıkken bir yetişkin gibi görür. İkinci ayın sonunda annesinin yüzünü diğer yüzlerden ayırt edebilir. Bu dönemde ona gülümseyen bir anne, onun için çok şey ifade eder. Göz kontağı kurmaktan çok hoşlanır. Kurulan bu kontak ise onun hayatı boyunca yaşamının her alanına yayabileceği “Güven” duygusunu kazanmasını sağlar. Yapılan bir çok araştırma bir haftalık bir bebeğin anne sesini diğer kadın seslerinden ayırt edebildiğini ve diğer seslere tercih ettiğini göstermiştir. Bu dönemde annenin söylediği ninniler onunla iletişim kurmasını ve bebeğin ritim duygusunu geliştirmesini sağlar. Bebekle konuşan, onun yaptıklarına sözel karşılık veren; ona, onunla yaşadıklarını anlatan bir annenin bebeği şüphesiz konuşma için daha cesaretli olacaktır. Bu dönemde alınacak, ses çıkartan oyuncaklar bebeğin ilgisini çekecektir. 1. ayda bebeğimiz yüksek sese tepki vermiyorsa bir sorun var demektir.

Yeni doğan bebek dört basit tadı (tatlı, ekşi, acı, tuzlu) ayırt edebilir. Bir iki haftalık bebek annesinin ten kokusunu diğer kokulardan ayırabilir ve annesinin tenini hissedebilir. Özellikle anne sütü ile beslenen bebeklerde bu daha fazla görülür. Anne sütü ile beslenme süresi her iki taraf içinde bence güzel bir ayindir. Bebek için en yararlı besin olan, onun için en tanıdık tad olan anne sütünü emerken, annenin kurduğu göz kontağı onların yaşadığı en güzel anlardır. Burada bebeğiyle göz kontağı kuran anne, onunla konuşan, ona sevgisini hissettiren annenin bebeğin önce anneye karşı güveni gelişir ve bu duygu onun yaşam boyunca sihirli bir anahtarıdır. 6. aydan itibaren sütün yanında ilk besinler verilmeye başlanır.

Yeni doğan bebek 16-20 saatini uyku ile geçirir. Bu süre ay ve yaşlara göre azalarak değişir. Rahat uykuyu sağlamak için, oda sıcaklığı normalin biraz üzerinde 29 C olmalıdır.

4-5 aylarda çevresindeki nesnelere dokunabilir. İlk 6 ayda nesnelere uzanır ancak kaldıramaz. 6. aydan sonra parmaklarını kullanmaya başlar ve nesneleri kavrayabilir. Bebek, doğuştan itibaren çevresine ilgi duyar. Bu noktada çevresini zenginleştirmek ve tehlikelerden arındırmak bizim önemli görevimizdir.

5.-6. ayda üst ve alt kesici dişler çıkmaya başlar.  Bu dönem anne-baba için de bebek için de oldukça sıkıntılı geçmektedir. Diş çıkartırken bebeğin yaşadığı ateş ve iştahsızlık her iki tarafı da oldukça yıpratmak. O güne kadar kurulmaya çalışılan düzeni altüst etmektedir.

           

Oyun, çocuğun keşfetmek için tüm duyu organlarını kullanmasını sağlar. İlk 6 ayda çocuk, her şeyi ağzına alarak tanımaya çalışır. Bu noktada yine yetişkinlerin çevresindeki uyaranları kontrol altında tutması hayati önem taşır.

1 yaşına kadar bebek gözlerinin gördüğü ölçüde dünyanın var olduğunu düşünür. Örneğin annenin onun görme sınırlarının dışına çıkması onun için baş edilemeyecek bir duygudur. Çünkü anne artık onun için yoktur. Bebek ağlamaya başlar. Annenin bu duruma karşılık olarak onun ihtiyacı olduğu her anda yanında olması yine ondaki güven duygusunu geliştirecektir. Bebek ancak 1 yaşına doğru, nesne ve özneler arasında ilişki kurabilir. 1 yaşındaki çocuk nesnelerin ve öznelerin değişmezliğini anlar ve nesneyi-özneyi gözünün önünden aldığımızda onu aramaya başlar. Onun var olduğunu ama şuan göremediğini anlar.

Bebek doğduğunda sadece ağlar. Bu ağlama şekilleri, bebeğin ihtiyaçlarını anlatır. Kısa süre içinde anne ağlama tınılarını ayırt ederek bebeğin ihtiyacını keşfeder. 3. aydan itibaren, tanıdık bir yüz gördüğünde gülümser. 4. aydan itibaren, dışardan gelen etkileri anladığını gösterir. 5. aydan itibaren, karşıdan gelen seslere karşılık vermeye çalışır. Bebek, dinleyerek, taklit ederek konuşmayı öğrenir. 6-12 ay arası sesleri taklit ve tekrar eder.  Bazı bebekler, 1 yaşlarında 2-3 anlaşılır kelime söyleyebilir. İlk kelimesini söyleyen çocuk, ortalama 50 kelimeyi anlayabilir. 12 -18 ay arası tümce yerine tek kelime kullanır. ( ver, gel, git ,….) 2 yaşın sonuna doğru iki kelimeli tümceler kurabilir. ( Baba gitti….)

8.-9. aylık bebek, nesnelere tutunarak ayağa kalkabilir. 1. yaşın ortalarına doğru, bağımsız olarak ilk adımlarını atabilir. 1. yaşın sonuna doğru kendi mamasını yer, suyunu içer, kitabın sayfalarını çevirir ve kalemi tutar.  2.-2,5 yaşlarında zihinsel gelişime paralel olarak , nesneleri amaçlarına uygun kullanabilir.  İlk kelimelerini 12-18 ay civarında söyler. Dili bir şeyler yaparak öğrenir. 2 yaşında 3-4 sözcüğü söylemiyorsa, bir uzmana başvurmak gerekir.

İlk iki yıl , çocukların gelişimi için önemlidir. Eğer bebek bu dönemde anneden veya anne görevindeki kişiden ayrı kalmışsa, bu çocuğun gelişimini olumsuz yönde etkiler.(sevgiyi reddetme, kuşkuculuk, insanlara karşı kayıtsızlık, çalma, güvensizlik, vb…) Bu davranışların temelinde, annesizlik veya bunun yerini tutacak kimsenin bulunmaması yatar. Kurumlarda anne yerine konulacak kişiler, her çocuğa bir kişi olacak şekilde ayarlanmalı ve çocukla teke tek ilişki kurulmalıdır.

0 -5 ay arasındaki süre : Bebeğin kişiliği gelişmiş değildir. Anne-babayı ayıramaz. 3. aya kadar, bilinçli gülümseyemez. Yani herkese güler. Bebekle sosyal ilişki göz göze kurulmalı. Bu ilişkinin kurulduğu en önemli zamanıdır. Çocuğun ilk sosyal tepkisi, 3. aydan sonra gelişen ” bilinçli gülme ” dir. Bebeğin özel bağı yoktur.

5 – 10 ay arası ( özel bağımlılık evresi ) :  Bebek sadece anneye gülümser. Bebekte yabancılaşma denen olay görünür. Bu aya kadar herkesin kucağına gitmek için heveslenen bebeğin artık tanımadığı insanlara gitmek istemediğini gözleyebiliriz.

10 – 24 ay arası süre: Çocuk, yavaş yavaş tüm insanlarla ilişki kurar. Çevresinde kendisine ilgi gösteren herkese tepki verir.

Yapılan bir çalışma 1,5-3 yaş arasında çocuklarda öfkenin çok sık görüldüğüne işaret etmektedir. Öfke nedenleri ise; oturakta oturmaya zorlamak, oynadığı oyuncağını elinden almak, yüzünün yıkanması, burnunun silinmesi, odada yalnız bırakılması, yapılan işte başarısızlık, yetişkinlerle ve yaşıtlarıyla ilişkilerinde başarısızlık, giydirmek , giysilerini çıkartmak.

İnsan gelişiminin en önemli ilkesi gelişimin bireysel özelliklere bağlı olduğu gerçeğidir. Bugünkü araştırmalar sonucu yapılan veriler ortalama 0-2 yaş grubundaki çocukların sahip olduğu gelişimleri bu şekilde aktarmaktadır. Benim de döneme has özellikle vurgulamak istediğim güven duygusunu sağlanması için yapılması gerekenlerin gerçekleştirilmesinde hassasiyet gösterilmesidir. Güven çok homojen bir duygudur. Yani yaşamın her alanına yayılır. Kendine güvenen insan aile ilişkilerinde, akran ilişkilerinde, okul ilişkilerinde, iş ilişkilerinde ve kuracağı aile ilişkilerinde başarılı olabilir. Bu anne çocuğa, ihtiyaçlarına zamanında ve yeterli ölçüde vermesiyle sağlayabilir. Acıktığında, altını kirlettiğinde zamanında yanında olan anne, emzirirken ve diğer paylaştıkları her anında ona gülümseyen, onunla iletişim kuran anne, bir insanın sahip olabileceği en büyük duyguyu: “Güven”i çocuğuna vermiş demektir.

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.

Aralık 2018
P S Ç P C C P
« Haz    
 12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930
31