2 yaş; çocuğun; yürümeye,  konuşmaya başladığı bir dönemdir. Ona bakan yetişkine bağımlılığını giderek azaltan bu gelişmeler, çocuğun çevresini bireysel denemeleriyle tanımasını sağlar. Bu durum onun birçok konuda özerk davranmak istemesini de beraberinde getirmekte, her fırsatta kendisini kanıtlamaya çalışmaktadır. Bu yüzden de bir çok anne-baba “Neler oluyor, son günlerde çok inatçı, her şeyi kendisi yapmak istiyor, hiç bizi dinlemiyor” gibi yakınmaların yoğunlukta yaşandığı bir dönemin başlangıcıdır 2 yaş. Genelde 3-4 yaşına kadar devam edebilen bu döneme “ergenliğin provası”, “inat dönemi” denmektedir. Bu noktada yapmamız gereken en önemli şey, değişen bu duruma ilk önce bizim ayak uydurmamızdır. Çünkü çocuğumuz yürümekte, büyümekte ve her geçen gün kontrol alanımızdan uzaklaşmaktadır. Kontrol alanı konusunda baskıcı bir tutum sergilemek yerine güvenliği açısından her türlü önlemi alarak onun yapmak istediklerine izin vermek, bu dönemi daha az sıkıntıyla geçirmemizi sağlayacaktır. Bu sonraki aşamalar için de olumlu bir zemin hazırlayacaktır. Bu yaşta kıyafet sorunları yaşanmakta, yemeğini kendi yemek istemektedir. Bunlar onun kendisini tanıma ve bize kendisinin varlığını ispat etmesinde önemli gelişmelerdir. Bizim yapmamız gereken; ona bunları  yaşamasına izin vermek olmalıdır. Örneğin, çocuğumuz bu dönemde kaşığı tutabilmektedir Etrafın veya çocuğun üstünün başının kirlenmesi konusunda kaygılardan uzaklaşıp, ona geniş bir yer açarak, üstünün başının kirlenmesini göze alarak, çocuğun bunu yaşamasına fırsat vermeliyiz. Onu bu aşamada motive etmeli, yaptıklarında, başarılarında onu ödüllendirmeliyiz.

Çocuğumuzun fiziksel gelişimine baktığımızda özellikle 3-5 yaş aralığında uzun ve ince görünümlü olduğunu söyleyebiliriz. Doğumla birlikte sahip olduğu bebeklik yağı kaybolmuştur. Yüzü, bedeni her geçen gün bebeklikten çıkmaktadır. Fakat fiziksel gelişimi bebeklik dönemine göre daha yavaş ilerlemektedir. Büyük kaslarında gelişim özellikle dikkat çarpar. Bu da onun hareketlerine yansır, oldukça hareketli, hareketlerinde daha komplike davranışları yapabilmektedir. Bu yüzden çocuğun bu dönemde daha çok vitamine ihtiyacı vardır diyebiliriz. Kaybettiği enerjiyi düzenli bir beslenme ile kazanacağı unutulmamalıdır. Beslenme konusunda ise baskıcı bir tutum sergilenmemelidir. Özellikle bu dönemde öğün aralarında aldığı abur-cuburdan çocuk, mümkün olduğu kadar uzak tutulmalıdır. 4 yaşında özellikle ritim duygusunun geliştiğini fark edebiliriz. Ritme uygun hareketler yapmaktan, dans etmekten son derece keyif almaktadır. İnce kas motor becerilerinde gelişmeler hızlanmakta fakat aynı zamanda cinsiyete göre de değişmektedir. Özellikle kız çocuklarının ince kas motor becerileri hızla gelişmektedir. Bir müzik aletini çalma, suyu bir kaptan diğerine dökmeden boşaltmak için ince kas motor becerilerinin gelişmesi gereklidir. Resim yapmak bu dönemin duyguların aktarmasında vazgeçilmez bir etkinliktir. Bunun için ona sık sık olanaklar tanımalıyız.

Dönemin en büyük sınırlılığı çocuğumuzun bu yaş aralığında “Benmerkezci” olmasıdır. Dünyanın kendi ekseni etrafında döndüğünü düşünen çocuğumuz, çevresindeki her şeyin ve her nesnenin kendisi için var olduğunu düşünür. Bu yüzden de “Birim, birim” “Benim, benim” kavgaları daha çok yaşanır. Çocuğumuz geri planda kalmak istemez. Öncelikle bu gerçeği bilmemiz onu bu dönemde daha iyi anlamımızı sağlayacaktır. Onu daha iyi tanıdığımızda bizler de gerekli konularda hassasiyet gösterebileceğizdir. Daha önce de vurguladığım gibi tanımaya ve kanıtlamaya çalıştığı “Kendini” yaşamasına fırsat verdiğimiz ölçüde -gerekli güvenlik tedbirleri alarak- bu dönem daha sağlıklı geçecektir. Örneğin evden çıkarken kıyafetlerini alalacele giydirmek onun canını epey sıkan bir davranıştır. Bunun yerine dolabında hava durumuna uygun kıyafetlerin yatağına konarak, onun seçim yapmasına fırsat vermek eminim onun daha çok hoşuna gidecek bir davranış olacaktır. Bu tip konularda gereksiz inatlaşmalara girmek ebeveynlere de çocuklara da oldukça sıkıntı yaratmaktadır. Farklı ve bireysel çözüm yollarını düşünmek sorunu çözmede ilk adım olacaktır.

Yine bu dönemde dil gelişimi hızlanır, konuşmasında dile daha yetkin olmaya başlar. Özellikle 3 yaş civarlarında dilde yaratıcıdır. Örneğin fırın gören bir çocuğa fırının ismi sorulduğunda pişirgeç diyebilmektedir. Önemli olan onun için nesnelerin işlevliğidir. O, ona uygun isimler yaratabilir. Dildeki yaratıcılığı desteklendiğinde, dil gelişimi masallarla zenginleştirildiğinde çocuk dilde mizah yaratmaya kadar gidebilir. Ki bu onun için çok eğlenceli bir etkinlik olur. Şarkı, şiir yaratabilir. Fakat bu dönemde düşünme hızı, konuşma hızından daha hızlı olduğundan, çocuk konuşurken duraklayabilir, kekeleyebilir. Bu noktada panik duymamak ve kekemeliğin üzerinde durmamak gerekir.

Ayrıca bu dönemde paralel oyun ( 3 yaş civarı, arkadaşlarıyla yan yana farklı oyunlar oynar ve arkadaşlarının oyuncaklarına saldırmaz. ) ve İşbirliğine dayalı oyun (arkadaşlarıyla birlikte kısa süreli olan oyunlar ) olmak üzere 2 çeşit oyun gelişir. Eğer çocuğa temel güven duygusu verilmişse, işbirliğine dayalı oyuna daha çabuk geçebilir.

2,5 yaş civarında, Kıskançlık (daha çok yeni kardeşe karşı ), öfke  (bağırarak ağlama, saldırma, başını yerlere vurma,….) ve 3 yaş civarında korku (hayali şeylere karşı gök gürültüsüne karşı,…) gibi davranışlar geliştirebilir. Yanlış tutumlar bu davranışların ileri yaşlarda kalıcı olmasına sebep olabilir. Bu korkular, iyi ve tutarlı davranışlarla 3 yaş sonrası kendiliğinden yok olur. Korkuyu çocukta pekiştirmek, korkuya zemin hazırlamak çoğu zaman ebeveynlerin başvurduğu bir şey olsa da daha sonra ebeveyni de rahatsız edecek boyuta ulaşabilmektedir. Örneğin uyumayan bir çocuk, iğneci ile korkutulup uyutulmaya çalışıldığında, çocuk hastalandığında doktora gitmede direnç göstermesine neden olur.

3 yaşından sonra, çocuk sevgide paylaşımcıdır. Annenin kendisinden başka işleri olduğunu anlar ve babayı da kabullenir. Artık aile kavramı gelişir. Oysa bu yaşa kadar sadece anne ve kendisi vardı.

Bu dönemde, çocuğun yaşıtlarıyla iletişimi önem kazanır. Paylaşmayı öğrenir. Saldırganlıklar gösterebilir. Ancak tüm bunlar, çocuğun toplumsallaşmasını sağlar. Çocukları bir araya getiren neden, oyuna bağlı ve kısa sürelidir.

4 yaşın sonlarına doğru, iletişim gelişir, grup oyunları oynanır, kurallı oyunlar gelişir. Çocuk kendine hayali arkadaşlar kurar. Ancak kısa süre sonra yerini gerçek arkadaşlara bırakır. Kardeş ilişkileri toplumsallaşmayı sağlar. Özellikle 5-6 yaşlarında çocuk küçük bir yetişkin modelidir. Öfkesi, saldırganlıkları belirli bir ölçüde azalmış, olgun küçük bir hanımefendi, beyefendi görünümünü almıştır.

Çocuk kendi ihtiyaçlarını karşılayabilecek yeteneklere sahiptir. Uyku, yemek, tuvalet alışkanlıkları, kazandırılır. Alışkanlıklar kazandırılırken, çocuğun istemesi gerekir. Çocuk, bu yaşlarda uyku düzenini kazanamadığından sık sık uyanır.Çocuğun el kaslarının gelişmesi, becerilerin kazanılması için önemlidir. Çocuktan kendi başına giyinip, soyunması, eşyalarını katlayıp, toplanması istenmelidir.   Sofra, fiziksel ve ruhsal açıdan rahat bir ortamda olmalıdır. Çocuğun tabağı büyüklerinki gibi hazırlanmalı ancak büyükler gibi yemesi beklenmemelidir.   3 yaşın sonunda, çocuk tuvalet eğitimini kazanmıştır. Çişini, kakasını tutabilir. 4-5 yaşına kadar, özellikle uykuda altına yapabilir. Bir süre çocuğu uykudan kaldırıp, tuvalete götürerek bunu engelleyebiliriz. Özbakım becerilerini birden kazanmasını beklemek çocuğa büyük bir yük vermek olacaktır. Bu beceriler adım adım kazandırılmaya çalışılmalı, her adımda yüreklendirilmeli, uzun bir süreç olabileceği gözardı edilmeyerek, sabırla sürdürülmelidir. Bu dönemde becerilerin kazandırılmasında gösterilecek baskıcı veya gevşek tutum dediğimiz iki uç tutum, çocuğun becerileri davranışa dönüştürmesinde engelleyici olmaktadır.

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.

Nisan 2018
P S Ç P C C P
« Haz    
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
30