Cinsellik, kadın ve erkek arasındaki biyolojik farklar olması; cinsiyet ise, sosyo-kültürel standartlardaki erkeklik ve kadınlık olgusudur. Cinsel kimliğin oluşmasında kromozonların içerdiği cinsellik, hormonal cinsellik, üreme organlarının iç ve dış yapısı, cinsiyetin içerdiği rol, yetişme tarzı gibi etkenler bulunmaktadır. Bu boyutlardaki bir aksama ya da yanlış bilgilendirme cinsel gelişim ile ilgili normların dışına taşılmasını oluşturabilmektedir.

Ergenlik çağı erkeklerin ilk meni boşalımı ve kızların ilk adet görmesiyle başlamaktadır. Bu sürece genelde kızlar erkeklerden daha önce girmektedirler. İlk adet görme sonucu kızlarda psikolojik sorunlar görülebilir. Bunun sebebi ise daha önceden aile veya çevresi tarafında konu hakkında yeterli ve gerekli bilgi edinmemiş olması, yaşadığından dolayı korku duyması, paniğe kapılması, kendisini cezalandırılmış hissetmesi, hatta utanç duymasıdır. Erkek çocuklarda ortalama 12 yaşında cinsel organlarında gelişme ve tüylenme görülmektedir. 13 yaş civarında ilk seksüel fanteziler ve duygular sonucu ilk boşalma meydana gelir. Mastürbasyon yine bu yaşlarda görülür. Bu dönemlerde genelde kız çocukları, çevrelerindekilerin anlattığı bir çok asılsız veya abartılı ilk cinsel ilişkinin acısı ve/veya doğumun zorluğu ve acısı hakkında yanlış bilgilendirilerek, korkutulmaya çalışılır.

Ergenlik dönemi, çocukluk ile erişkinlik arasında bir kimlik oluşturma sürecidir. Bir önceki dönemde saklı kalan cinsel merak yeniden ve yoğun olarak uyanır, üstelik artık bu uyanma hormonlarında etkisiyle kontrolsüz bir dürtüye dönüşebilir. Karşı cinsle ilk tanışmalar, hatta ilk cinsel denemeler bu yaşlarda görülür. Artık aileden çok akranlarla vakit geçirme isteği vardır. Bu sebeple de ergenlik çağına giren her çocuk, cinsel konularda mutlaka aileleri tarafından önceden bilgilendirilmelidir. Ayrıca okullarda, konular tartışılabilinmelidir. Eğer ergen, bu dönemde sağlıklı cinsel deneyimler yaşamaz ise; cinsel istismar, erken gebelik,  ileride cinsel ilişkilerde sorunlar, vb pek çok durum karşımıza çıkabilmektedir.

Cinsellikle ilgili ilk sorularında fazla tepki alan ya da hiç tepki almayan ergen, çoğu zaman ailesine tekrar bu konuları sormak istemez ya da kendisinin dışında sorma yollarını dener. Örneğin; “Sınıfta bir arkadaşım çok merak ediyor…..”, “Arkadaşım bana dedi ki…..”, “Arkadaşımın bir sevgilisi varmış”, vb… Bu tip sorular ergenin, başkasının ağzından aileye yönelttiği,  cevabı aslında kendisi tarafından merak edilen sorulardır.

Bu noktada öncelikle ebeveyn/öğretmen olarak bilmemiz gereken bu sorular karşısında aktarmamız gereken cinsel eğitimin amacıdır. Cinsel eğitimin amacı, insanın sevgi içinde serbestçe gelişimini ve kendinde bulunan cinsel güçleri olabildiğince düzenleyebilmesini, kontrol altında tutabilmesini, kendi ve başkalarının mutluluğu içinde bunlardan yararlanmasını sağlamak olmalıdır.

Ergen bu dönemde yaşadığı hormonal gelişmelerinde etkisiyle karşı cinsle yakın ilişki kurmak ister. Aile eğer bu konuda çocuğun yaşantısını anlayışla karşılar ise, bu noktada bir çok gelişmeyi ailesi ile açık olarak paylaşabilir. Ailede üstüne varmadan, ama akıllıca ve iyi niyetle yaklaşım sergilemeye devam eder ise, yaşadığının boyutları hakkında bilgi sahibi olabilir.

Ergenin önemli sorunlarından biri de bu dönemde ortaya çıkan cinsel enerjiyi dışarı atmanın yollarını bulmaktır. Bu sebeple ergende yoğun bir şekilde mastürbasyon, yani kişinin kendi kendini doyuma ulaştırılması görülür. Ergen daha önceki dönemlerinde uyarıma duyarlı bölgelerini heyecan oluşturmasını yaşamıştır. Bu dönemdeki cinsel enerjiyle de bu yaşantıyı daha sık tekrarlayabilmektedir. Bu gelişme doğal olup, ergenin vücudunu tanımasını da sağlar. Hatta mastürbasyonun yararlı bir edim olduğu da söylenebilir. Çünkü gebeliğe ya da cinsel hastalıklara da yol açamayacağı için tedirgin edici bir yanı olmamalıdır. Fakat sık tekrarlanıyor olması ergenin gerçeklikten kaçış veya patolojik bir sorun olabileceğini de düşündürmelidir.  Aile böyle bir durumda ergenle sağlıklı bir iletişim kurmalı, ergenin ilgi ve yetenekleri doğrultusunda spor ve çeşitli sosyal uğraşılara onu yönlendirmelidir. Böylece içindeki enerjinin bir kısmını boşaltması sağlanabilir.

Sonuç olarak ergenin yaşadığı değişimlerden ergen, yaşamadan önce haberdar edilmelidir. Yaşarken ise yaşadığı sıkıntıları paylaşabileceği bir ilişki kurulabilmelidir. Unutmamalıyız ki ergenlerin soruları geçiştirdikçe sorular cevaplanmaz ama çok rahat sorun olabilir.

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.

Ekim 2018
P S Ç P C C P
« Haz    
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031