Boşanmanın çocuk üzerindeki etkileri ve anne-babanın yapması gerekenler üzerine bir yazı;

Boşanma hukuki açıdan evlilik sözleşmesinin sona ermesidir. Ruhsal açıdan bakıldığında da ailenin bölünmesi, dağılması ve tüm aile üyelerini etkileyen bir olaydır. Ülkemizde her geçen artan boşanma olaylarında eşlerin her açıdan örselenmesinin yanı sıra çocuklar da (varsa) etkilenmektedir. Ne yazık ki boşanma öncesinde ve sonrasında büyük kavgaların çoğu çocukların önünde gerçekleşmektedir. Bu noktada soruna iki boyutlu bakabiliriz. Birinci boyut boşanmadan önceki dönem, diğeri ise boşandıktan sonraki dönemdir. Her ne kadar bu dönemleri sağlıklı geçiren aileler olsa da çoğu boşanma olayı büyük fırtınalar ile gerçekleşir. Tabii ki bu fırtınadan en çok etkilenen, fırtına da en çok unutulan; çocuklar olmaktadır. Boşanma öncesinde evdeki tartışmalarda, çocuğun yaşına göre değişmekle birlikte çoğu kez anne-baba çocuğu yan tutmaya zorlamakta, tercih yapması beklenmektedir. Yaşanan olumsuz olaylardan bir diğeri bu süreçte ev içerisinde çocuğa, sürekli karşı tarafı kötülemektir. Bu kaç yaşında olursa olsun bir çocuğun kaldırabileceği bir durum değildir. Eşler boşanmaya karar verip, boşanma gerçekleştikten sonra sorunlar ne yazık ki bitmemekte ve boyut değiştirmektedir. Kimi zaman anneler, çocuklarını babaya göstermeyerek sözde babadan öç almaya kalkmaktadır. Bununla da kalmayıp göstermeme sebebini çocuğa abartılı olarak, babayı kötüleyerek kararında haklı olduğunu göstermeye çalışmaktadır. Kimi zamanda baba yaşadığı boşanma olayından sonra çocuklarından uzaklaşarak anneyi haklı çıkarmaktadır. Evliliği ile beraber çocuklarını da gözden çıkararak kendini “yeni” bir hayata hazırlamaya çalışan davranışlar da sıklıkla görülmektedir. Bazen de boşanma sonrasında durulmayan sularda anne-baba çocuklarını sevme yarışına girerek çocukları üzerinden yarışa ve öç almaya kalkmaktadırlar. 

Çocuk açısından olaya baktığımızda, durum çok çabuk kavranacak ve üstesinden gelebilecek bir durum değildir. Hele bir de bu konuda anne-baba da yeterli olgunluğu göstermiyorsa durum çocuk için çok daha karmaşık bir hal almaktadır. Çocuğun okulöncesi döneminde boşanma gerçekleştiyse durumun kavranması oldukça zordur. Bu dönemde çocuk birçok açıdan anne-babaya bağımlı olabilmektedir. Fakat boşanma sürecinde anne-baba çoğu zaman çocuğun ihtiyaçlarına cevap verememekte hatta ne yazık ki çocuğun varlığını unutmaktadır. Bu noktada çocuğun aklı karışmakta, kendini güvensiz hissetmektedir. Kendi davranışları da yaramazlık olarak nitelendirilip, ceza almışsa veya sert tepki ile karşılaşmışsa, yaşananlara kendisinin sebep olduğunu bile düşünebilmektedir. Dolayısıyla anne-babasının kendisi yüzünden ayrıldıklarına inanmaktadır. Boşanma gerçekleştikten sonra, baba hayatında bir olup, bir olmamaya başlar. Anne gergin ve yorgun olarak hayatlarını ikame ettirmeye çalışır. Sık sık kendisini babasına göndermemekle tehdit eder. Bu duygular içerisinde çocuğun sevgiye daha fazla ihtiyacı doğar. Anne itse de onu daha fazla anneye sokulur. Hatta ilgisini çekmek için birçok davranışa başvurur (asılsız beden yakınmaları, yalan, vb.). Babası tarafından terk edildiğini düşünerek, içindeki boşluğu annesiyle doldurmaya çalışmakta bu da annesine aşırı bağımlı hale getirebilmektedir. Annesi eve geç geldiğinde, habersiz bir yere gittiğinde panik halinde ağlamakta, öfke nöbetlerine geçirmektedir. Boşanma sonrasında genelde çocukların yaşadığı psikolojik sorunlara baktığımızda; hırçınlık, huysuzluk, tedirginlik ve saldırgan davranışlar olduğu görülmektedir.

Boşanmayı çocuğun en aza zarar atlatabilmesi için anne-babanın, çocuğa boşanmanın ne anlama geldiğini onun anlayabileceği bir şekilde kısa ve açık olarak ifade etmesi gerekir. Anne-baba bir arada mutlu olamadıkları ve geçinemedikleri için ayrıldıklarını belirtmeli, birleşme, barışma umudu çocuğa verilmemelidir. Boşanmanın bir süre çocuğu mutsuz edebileceğini bildiklerini söylemeli. Bu olayda çocuğun bir suçu olmadığı vurgulanmalıdır. Anne-baba olarak duydukları sevgilerinin değişmeyeceğini boşanma ile herhangi birisini kaybetmeyeceği aktarılmalıdır. En önemlisi mümkün olduğunca çocuk yaşanan çatışmalardan uzak tutulmalıdır. Barışma, laf götürme aracı olarak çocuk kullanılmamalıdır. Çocuğu babaya/anneye göstermemek, ayrılan eşi cezalandırmayacağı, sadece çocuğun sebepsiz yere cezalandırılacağı unutulmamalıdır. Çocuk iki ev arasında (babanın, annenin evleri) gitmemeli. Bir evi asıl yuva olarak benimsemeli, diğer evde düzenli aralıklarla bulunmalıdır. Çocuğa acıyarak şımartılmamalıdır. Aslında en önemlisi eşler arasındaki evlilik oturmadan, çocuk düşünülmemelidir.

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.

Temmuz 2020
P S Ç P C C P
« Haz    
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031